Sattas: İstediğiniz Müziği Yapın | Röportaj #16

Harika bir Ankara konseri sonrası Noxus kulisinde Sattas ile bir araya geldik. Yeni albüm, EP ve katıldıkları festivaller gibi konularda konuştuk. Cover şarkılarla dinleyicilerine güzel sürprizler yapan Sattas, yeni fikirlerle şaşırtmaya devam edecek gibi. Yeterince meraklandıysanız sizi röportajı okumaya davet edelim.

Yeni albüm çalışmaları nasıl gidiyor? Aşağı yukarı belli bir tarih belirmeye başladı mı yeni albüm için? Albüm bekleyişi sırasında bir tekli haberi gelir mi?

Emir: Yeni albümle ilgili hazırlık sürecindeyiz, parçalarımızı hep beraber yapmaya çalışıyoruz, sanıyoruz yine Türkçe İngilizce şarkılardan oluşturacağız, ilk albümümüz gibi. Tarih verince mahcup oluyoruz, teknik işlerden dolayı süreç uzayabiliyor ya da beklenmedik turneler çıkınca aksıyor o yüzden yakında diyelim. Yeni EP yolda bizi takip edin.

Yalan Dünya ve Aman Aman coverları çok beğenildi. Cover yaparken bir endişe duymuş muydunuz gelecek tepkilerden çünkü çok iddialı şarkılar?

Orçun: Affınıza sığınarak söylüyorum ama çoğu pop şarkısı hariç bütün alternatif müzisyenlerin yaptıkları iddialı. Burada Duman da alternatifin içinde maalesef. Bence alternatif müzik içine hepimiz sıkıştık. Yani pop ve diğerleri gibi oldu, ki korkunç. Yalan Dünya’ya gelince Neşet Ustayı saygı ile bir defa daha andıktan sonra ne diyebiliriz ki, zevkle dinlenilebiliyorsa harika. Tabi ki Duman’a da ayrıca teşekkür etmek şart. Harika bir grup ve daha ne güzel şarkıları var. Bir ara espri ile ciddi düşündük “best of Duman reggae” yapsak mı diye 😀

Sattas kendi şarkılarını yaparken nasıl bir süreç işliyor? Kolektif mi hareket ediyorsunuz yoksa tekil üretimler bir noktada mı buluşuyor?

Emir: Sattas bu zamana kadar kolektif hareket etti, bundan da pek keyif aldık. Sözler Orcun tarafından yazılır, melodiler hepimiz tarafından bulunur, düzenleme de kolektif yapılır, herkes yapıcıdır. Yeni albüm sürecinde evde bireysel olarak eskizini yaptığımız işleri de gün ışığına çıkarmayı düşünüyoruz, daha farklı soundlarla flört halindeyiz diyelim.

Yurtdışında çok önemli festivallere katıldınız. Bunların arasında Montreal Caz Festivali de var Sziget de. Hatta yakın zamanda Fildişi’ndeki reggae festivaline gittiniz. Türkiye’de katıldığınız festivallerle hem seyirci hem de organizasyon açısından yurtdışında katıldığınız festivalleri karşılaştırdığınızda Türkiye’de yapılan festivalleri nasıl yorumlarsınız? Bir de yurtdışında gittiğiniz festivallerden en favori olanınız hangisi? İlginç ya da unutamadığınız bir anınız var mı o zamanlardan kalma?

Orçun: Tersten başlayayım, anı çok fakat Afrika’da ben konser bitiminde Abidjan’da (Fildişi Sahili) kayboldum. Sokaklar tanımadığım ve kesinlikle aynı dili konuşamadığım insanlar ile doluydu. Bir topluluk beni çağırdı, oturdum bilmediğim sıvı bir şeyi içtik beraber. Arkadaşlar çok zor bir Fransızca konuşuyorlardı ben de Türkçe ama gülüyorduk harikaydı 😀 Organizasyon karşılaştırması yapmak çok zor çünkü şartlarımız maalesef aynı değil. Sadece en basitinden düşünüp öyle hareket ediyorlar. Bir ara ülkemizde yerli müzisyen ile yabancı müzisyene farklı tavır vardı. O biraz daha kalktı e zaten yabancı müzisyenlerin ülkemizden kaçmaya başlamasından sonra yerli müzisyenlere de yer açıldı gibi bir durum oldu. Fakat gene de zamana uygunluk ve güler yüzlülük en büyük fark hala. Hepimiz Montreal Caz Festivali ve Rototom Reggae Festivalinden çok etkilendik. Fakat bunları söylerken Ruhr yada Sziget’i de kenara çok koyamıyorum. Yurtdışında olmak cidden çok keyifli oluyor.

Festivallerde tanıştığınız müzisyenlerle işbirlikleri yapmayı düşünüyor musunuz? Yakın zaman için böyle bir planınız var mı?

Emir: Festivallerde ya da kişisel hayatımızda tanıştığımız müzik insanlarıyla iş birliği fikirleri bizi heyecanlandırıyor. Rap, hip hop sahnesi tekrar faal duruma geldi, buna hem seviniyoruz hem de katkıda bulunmak, dinleyicilere yeni ürünler, hibrit ürünler sunmak gibi gayemiz var. Şu an için beyin fırtınası var ve fikirler havada uçuşuyor, bizi takip edin 🙂

Reggae müzik yavaş yavaş Türkiye’de de daha sık dinlenilmeye başlandı. Bunda sizin payınızın büyük olduğunu düşünüyorum. Sizden sonra çıkan Zeytin ve Entu gibi grupların varlığı yaptığınız müziğe olan inancınızı kuvvetlendirdi mi? Bu grupların çıkması sizde Türkiye’de daha çok kişiye ulaşma isteği mi uyandırdı yoksa uluslararası tanınırlığınıza dair bir yol çizme düşüncesi hala geçerli mi?

Emir: Reggae alt kültür olarak gittikçe büyüyor, daha da büyüyeceğe benziyor. Bu süreçte insanlara tanıtabilip, ilgilerini çekebildiysek ne mutlu bize. Bizden sonra reggae albümü yapan grupların da olması bize mutluluk veriyor onlar sayesinde güncelleniyoruz, hevesimiz artıyor. Bu bir kültür işi ne kadar çok grup çıkarsa o kadar yayılır, ne kadar yayılırsa ses uluslararası platforma da taşınır, zamanla olacak diye düşünüyoruz.

Sizle ilgili okuduğum yorumlardan birinde “rakı içiren regiciler” yazıyordu. Ne söylemek istersiniz bu yorumla ilgili?

Orçun: E rakı içtiğimizi ve sevdiğimizi 😀

Sahne performansı müthiş bir grup Sattas. Dinleyicinin eğlenmediği bir Sattas konseri oluyorsa da sanırım dinleyicide bir sorun vardır. Peki Türkiye’de sizin sahnesini çok beğendiğiniz isimler kimler?

Emir: Performans işleri yapınca gününde olmamak, teknik sebeplerden yüzde yüz performans sergileyememek mümkün elbette, alışkınız bunlara bizi sahnede bozmuyor ve seyirciyle olan iletişimimizi etkilemiyor, bundan dolayı da eğleniyorlardır diye düşünüyoruz. Eğleniyorlar ki geliyorlar 🙂
Eğlence olarak Kolektif İstanbul’un sahnesi gayet ilgi çekici geliyor bana.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Orçun: Bu ülkede çok da eksikmiş gibi reggae yaptık fakat böyle bir hikayenin arkasında olduğumuzdan değil kuzenimle (Derya Eke) bir hayalimiz oldu grubu kurarken yapmak istediğimiz şeyin arkasından inatla yürüdük ve yürüyoruz. Herkese tavsiyemiz bu, istediğiniz müziği yapın, kimse size “neyi yapıp yapamayacağınızı” söylemesin.
Teşekkürler.

Toplam
75
Paylaşım

Abone Ol

Son gelişmeleri e-bülten ile takip edin