Bunu okuyorsunuz:
Derdini Bul’un Hikayesini Peyk ve Yasin Soyöz’den Dinledik

Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Peyk grubu ve yayınladığı teklileri, elektronik müzik çalışmalarını yürüttüğü Bairam ile dikkatleri üzerine çeken Yasin Soyöz, ortak bir çalışma ile ‘Derdini bul’ isimli parçalarını 6 Kasım’da yayınlandı.

 

Şarkı, dinleyen herkes tarafından büyük beğeni topladı ve biz de sıcağı sıcağına Peyk’den İrfan Alış ve Yasin soyöz ile bir stüdyo sohbeti gerçekleştirdik.

 

Peyk - Derdini Bul feat. Yasin Soyöz

 

Derdini bul’u dinlemeden önce bir tahmin yürütmemiz gerekse, Yasin’den dolayı elektronik sound’un daha yoğun olabilme ihtimalini, Peyk’den dolayı reggie tınılarını duyacağımızı tahmin ederken karşımıza, eleştirisini içe çevirmiş bir melankoli ve bambaşka bir duygu yoğunluğu aktaran parça çıktı. Parçanın üretim süreci nasıl gelişti ? Dönemsel olarak içe döndüğünüz bir süreçte miydiniz?

İrfan  Alış – Böyle değil aslında Yasin’in yapmış olduğu bir parça vardı. O bu parçayı kenarda bekletiyormuş yaklaşık 3 yıldır. Şarkıda bulunan içsellik Yasin’in içselliği.. Ben sadece duyguyu değiştirmeden devam ettirdim. Yasin bana zaman zaman ‘abi senin seslendirmeni çok istediğim parçalar var’ diyordu. Biz stüdyoda Cenk ile çalışırken, Mixart’ın ses bölümünde neler oluyor diye bakmaya gittiğim bir zamanda şarkıya ben rastladım.

Bir şarkıdan etkilenirsin yapmak istersin, şarkı iyiyse yada bana yakın birşeyler varsa öyle olur ki neticede bu şarkıda da böyle oldu zaten. Şarkı yaklaşık 1:30 yada 1:40’lıktı nakarat bölümü vardı. Şarkıyı gördüğümde ‘bu şarkı olur’ dedim. Şarkı iyi olmakla birlikte şarkıya yeterince zaman ayrılmamış gibi gelmişti bana. Şarkının üzerinde yapılacak bir kollektifleşme çok iyi gelecekti ve şarkıyı büyütelim dedim. Biz bir gece spontane olarak şarkıya daldık iki kişi olarak. Birçok şey anlık gelişti, ıslık soloları atıyorum mesela tamamen anlık gelişti bunlar. Düşünme tasarlama olmadı, bu Peykt’de de olmadı hiçbir zaman. O an hesap kitap olmadığı için aşıklar gibi atıyorum ve melodilerde buna göre şekilleniyorlar.  Sonra bunu başka müzisyenlere dinleterek açtık ve onlar da eklemeler yaptılar.

Şarkının hazırlık süreçlerinde kaybolduk bazen, uzun bir süreç oldu. İyi de oldu. Yeri geldi Yasin mix aşamasında kayboldu. Çünkü kanal sayısı hiç beklemediği kadar arttı. Ondan önce şarkının bir yerinde Yasin’de şöyle bir şikayet vardı. Kimse gelip çalmıyor diye. Bende ona bu şarkıyı öyle bir hale getirmeliyiz ki kimseye şarkıyı söylememelisin gel çal diye, o adam gelip ben çalmak istiyorum demeli diyordum ve nitekim öyle de oldu. Stüdyo’ya başka birşey için gelen birisi stüdyoya dalıyor. Ben de çalmak istiyorum bu şarkıya diyor.

Yasin Soyöz  Şarkının yarısı öyle kayıt oldu.

İrfan Alış – Bir yerden sonra çok iyi müzisyenler dahil oldu. Mesela ıslık solosu vardı. Ben Yasin’e söyledim ve Islık soloyu trompete mi çaldırsak diye çünkü trompeti çalan müzisyen arkadaş çok güzel çalıyordu ve sonlara doğru o da spontane takılmış çokta güzel olmuş gerçekten. Benim o bölümdeki ıslıkları tamamen sildik ve direk onu ekledik. Aldığımız tüm bu kayıtları  2-3 ay boyunca tekrar tekrar uğraşarak mixleyip, parçayı son haline getirdik.

Yasin Soyöz – Mesela bir arkadaşım geldi, parçayı dinledikten sonra, ben henüz teklif etmeden şarkıya enstrümanıyla katkıda bulunmak istedi. Daha sonra bir gün buraya ilk defa çellist geldi ve parçada iki tane keman partı var, kontrbas var bir tek arada çello yok o sırada. O gün parçayı birlikte dinledik ve o da parçaya katkıda bulunmak istediğini söyledi. Ben kimseye gelsene buraya bu lazım demeden enstrümanıyla buraya uğrayan birçok insan şarkıyı dinleyip kendi yerini buldu şarkıda.

 

“Egolardan arınmak lazım…”

 

O zaman şarkı İrfan abinin dokunuşuyla başka bir noktaya gidip kendi kaderini yazmış..

İrfan Alış Yok aslında şarkı bambaşka bir noktadaydı. Ama tabi tecrübe sanırım etkiledi biraz, bizim 20.000 saat gibi bir stüdyo tecrübemiz var. Bir şarkının neresinden karnı ağrıyor, neye ihtiyacı var artık hemen anlayabiliyoruz. Mesela diyorum ki bu şarkı 3 akor, bölümler boyunca değişmiyor ve bu büyük bir risk ve ‘Lan bensana… ‘ ile başlayan bölümü o an ekledim mesela. Uzun uzun uğraşmadık bunun için 5 dakikada bulup buraya bunu ekleyiverelim dedik. Yasin’e neyi yapalım desem hemen yaptı. Kaç saat çalıştı masa başında bilemiyorum. Biz bu şarkıda insanlara üretim alanı açtık. Onu yapma bunu yapma şeklinde yaklaşmadık. Bir de tabi ki egolardan arınmak lazım.  Mesela ben kendi ıslık sololarımı sildirip trompet solosunu koydurmasaydım şarkı böyle olmayacaktı. Malesef piyasada bu problem var. Örneğin adam çok iyi gitaristtir kendi sololarını öne çıkarmak için diğer adamın solosunu almaz. Buna şahit olmuşumdur. Şarkı orada mahvolur.

Yasin Soyöz – Bir şarkının bestecisi, yapımcısı veya çalanı oluyor ama aslında yaparken şarkıyı herkes için yapıyorsun. Düşünürken de herkes için düşünmek zorundasın. Onu yapmadığında kendine güzel bir şarkı yapmış oluyorsun ancak İrfan abinin de dediği gibi kendi gitarın yerine orada trompeti koyabildiğin zaman herkes için bir parça yapmış oluyorsun.

İrfan Alış – Derdini bul bence kalıcı bir şarkı olacak. Pablo Neruda’nın ‘şiir ihtiyacı olanındır’dediği gibi, bu şarkının böyle yapılması gerekiyordu. Büyük bir prodüksiyona dönüşmesi gerekiyordu. Yasin bunu yapamayacak kadar yoğundu o dönem. Ben bunu yapabilirdim. Bazı insanlarla bazı insanları buluşturmuş oldum. Bu şekilde kalibresi yüksek oldu. Bu şarkı bu haliyle bundan 30 sene sonra da var olacak. Yasin büyük bir şarkı yapma kapasitesine sahip ancak daha önce büyük bir şarkı yapmamıştı. Ben de ‘Köleler  Ve Kilitler’den önce büyük bir şarkı yapmamıştım. Yapmıştık işte Piç’tir, Don Kafa’dır ama bence onlar büyük şarkı değildi. Derdini Bul’da o kalibrede bir şarkı. Belki şuan çok büyük konuşuyor olabilirim ancak ben dinlerken bu şarkının bendeki hissiyatının büyük olduğunu söylüyorum aslında. Şarkı bittiği zaman keşke şurası da şöyle mi olsaydı acaba diye bir ukte olur ama bu şarkıda öyle bir ukte olmadı. Ufak tefek şeyler var yalnızca.

 

yasin soyöz
yasin soyöz

Yasin Soyöz – Ben bu şarkıyı ilk yazdığımda bir gece odada otururken ukuleleyi aldım elime mikrofon karşıda çalıp söyledim. Kalem kağıtla da yazmadım. O gün ki ukulele kaydı şarkının içinde aslında. Şarkı  bir gece odada hiç büyük bir niyetle hareket etmeden bir anda kaydedilmiş bir şarkı. Şarkının özünü bozmadan üzerine yürüdük. Çok daha parıl parıl cırtlak bir parçada olabilirdi aynı bu tarzda  ama onu yerine iç içe geçen bir zaman döngüsü gibi oldu bu şekilde.

İrfan Alış – Ben 50 yaşıma yaklaşıyorum. Bazen gençlerle buluşuyoruz. İsimsiz Orkestra’da yada mesela atölyeler açıyoruz . Şarkı yazan gençler var orada ama çoğu zaman insanlar bu benim diyor ve sahip çıkıyor şarkıya. Bunu yaptıkları zaman iki tehlikesi var. Birincisi, benim dediğin an onun çerçevesi genişleyemez. Oysa aşıklar gibi olmalı aşıklar  bir şarkıyı yapar ve  o şarkı ağızdan ağıza söylenirken değişir şekillenir. Kendi döngüsünü tamamlar şarkılar.  Peyk’in şarkılarını bazen yeniden yorumlayanlar oluyor ve daha iyi işler çıkıyor bazen ortaya. Bu şarkıda da aynısı olabilir. Bu şarkıya gerekli zamanı vermekle ilgili. Yeterince zaman ayrılmayan şarkılar tüketilir ve gider. Çünkü bundan 20 yıl önceki en çok satanlar listesini kimse bilmiyor bile ama hala insanlar Fikret Kızılok dinlerler. Hiçbir listede yoktu oysaki 15 yıl önce. Yada Özdemir Erdoğan gibi adamlar. Ben Yasin’e dedim, Biz seninle şimdi bir şarkı yapıyoruz ve bundan sonra sen bu şarkının altına çok zor razı olursun.

 

“Tüccarlar var müziğin içerisinde”

 

O zaman bir şarkıyı kalıcı yapan büyük prodüksiyon yada bütçeden ziyade verilen emek katılan ruh …

İrfan Alış Bizde bütçe yok. Öyle bir dünya yok . Bu ortamdaki hiçbir adam bundan ömür boyu belki de para kazanamadan yaşayacak. Bizim duruşumuzu  biliyorsundur. Peyk hayır demeyi bilen bir gruptur. Hatta şöyle diyen olmuştur bize ‘siz kimsiniz ki bu kadar iyi teklife hayır diyorsunuz’ diye, adamın aklında ölçüt kariyer, para, maddiyatla eşleşiyor. Değer buluyor. Bu İnsanın, senin seçimlerini mantıklı olarak anlayacak bir beyin skalası yok. Onun akıl dediği şey aslında toplumun ona verdiği kurallar silsilesi. Oysa o kurallar bizi yok eden ve üretim sürecimizi yok eden şeyler. O yüzden Türkiye’de son 30 yılda hep moda var.

Herkes  birşeyin peşinde ne bileyim, tüccarlar var müziğin içerisinde. Şarkı hırsızlığı var mesela. Herkese hırsız derken bile yazılan şarkılar hırsızlık ürünü çıkıyor. Ben kendi adıma müziğimden parayı o  kadar uzaklaştırdım ki.. Biz şey diyoruz kendi aramızda, müzik bizi sadece tedavi eden bir şey.  Hayatta beni tek tedavi eden şeyi ben paraya neden feda edeyimki ? Ben şarkı yaparken başka bir şarkıya benzediyse bile bilmeden olmuştur. Üstüne bir de adamlar birbirine diss attıkları şarkılarda resmen haftada bir şarkı yayınlıyorlar. Ne ara, nasıl yapılmış belli değil. Düşünüyorum biz 6 ayda bir şarkı tamamlayamazken aynı hafta şarkı yayınlanıyor ve ekşi sözlükte binlerce entry girilmiş aynı anda bu tesadüf olabilir mi?  Biz bu şarkıyı Spotify’a göndermedik. Tam bu sebeplerden. Benim bu şarkıda olma sebebim aslında bizim hayata karşı duruşumuz.

Yasin’le bu şarkıyı yaparken aslında Peyk’in nasıl şarkı yaptığını görmesini istedim. Çok yorucu bir süreç o da onun farkına vardı. Mesela ben ‘Köleler Ve Kilitler’ şarkısını yapalı 6 yıl oldu artık o kendi kaderini çiziyor. Kendi insanlarına ulaşıyor. Benim bir şey yapmama gerek yok. Sisteme ihtiyacı yok onun. Yasin bu şarkıda Peyk’e dahil olmuş oldu ve bir de üstüne Yasin stüdyo adamı biz normalde başka biriyle çalışıyoruz bu iş için ve Yasin onun görevini de yaptı. Mix’ini, seslerini almayı, bütün müzisyenleri çaldırma ve prodüksiyonunu yaptı. Şarkıyı yapan adam olarak bu süreçleri  de o yönetti ve yorucu oldu gerçekten.

 

İlgini Çekebilir
Melis Güven - Sus

Birisi Ekşi sözlük’de şunu yazmış benim çok hoşuma gitti ’Sayelerinde Z raporuna bastık ama slip bitmiş aldık mı almadık mı kasa açılışında belli olacak .’

İrfan Alış – Adam çok metaforlu yaklaşmış, güzel…

 

“Hayatta yapmam.”

 

Birlikte başka proje planı varmı?

İrfan Alış Hayatta yapmam. O artık kendi parçalarını yapacak. Ama şöyle bir durum var, ben bir söz yazdım abi gel eleştir diyecektir tabi. Her zaman o muhabbet açık. Bundan sonrası ticarete girer. Onun başka projeleri var. Bairam var onlar da ilerleyecektir mutlaka.

 

 

Peki siiz bir sahnede sizi bir arada görme şansımız olur mu ?

İrfan Alış – Olur tabi neden olmasın. Bu şarkı bir ukuleleyle bile çalınabilir sahnede. Büyük şarkıların ortak özelliğidir. İstersen orkestrayla çal, istersen bir gitarla o büyük şarkıdır ve bu durum değişmez.

 

Yasin senin başka şarkı yada albüm planın varmı ?

Yasin Soyöz – Albüm planım yok ancak yakın zamanda Bairam ile 2 tane EP çıkaracağız. Onun  dışında farklı türden vokal tarzına sahip ve müziğini sevdiğim müzisyenlerle birlikte yeni projelerde çalışmak istiyorum elbette ki.  Ama albüm çok zor ve masraflı bir süreç. O yüzden daha çok kollektif ve butik çalışmalara yöneliyorum mecburen. Bir insanın zaman ayırarak çıkarabildiği işleri, diğer insanları bir araya getirip güzel kitlelere ulaşıyoruz ve ilerliyoruz. Bairam başka bir alternatif. Benim hem çocukluğumdan bu yana getirdiğim müziği, çünkü ben çocukken bağlama ile başladım müziğe, hem de son geldiğim noktada elektronik işler yapmaya başladım ve bu ikisini birleştirdiğimiz bir proje ve gerçekten bendeki yeri bir başka. Etnik öğelerle yada folk öğelerle dünyanın kabul ettiği müzik olan elektronik müziği birleştirmek çok keyifli. Diğer açıdan ise dediğim gibi olabildiğince fazla insanla tekli çalışmalar yapmak istiyorum.

Bu içerik size ne hissettirdi?
ehehe
0
ilginç
2
kalp <3
4
karasızım
0
olamaz!
0
üzücü
0