The Flabbies ve Yepyeni Albümleri “Back in Town”

The Flabbies, birçok çalışmadan tanıdığımız ikili, Oğuz Kont ve Sarp Dağlar Şahin’in projesi. Proje 2015 yılında hayata geçmiş olsa da, aslında bu ikili yıllardır birlikte müzik yapıyor. Birbirlerini müzikal anlamda da çok iyi tanıyıp anladıklarını ve birlikte çaldıkları bu uzun yılların müzikleri için bir avantaj olduğunu söyleyen grubun, yeni albümleri Back in Town’da birbirinden farklı 7 şarkıyı çalarken ki bu uyumunu hissetmek mümkün.

Vokalsiz, enstrüman odaklı müzik ve bu tarz albümler Türkiyede -özellikle de son dönemde- çok aşina olduğumuz projeler değil ancak The Flabbies müziklerini bir vokal partisyonu üzerine yazmıyorlar. Direkt olarak hissettikleri müziği yapıyorlar ve albümde yer alan her bir parça ayrı bir ruh halinin, ayrı mekanların ve ayrı zamanların eseriymiş gibi kendini dinletiyor. The Flabbies ve Back in Town için tek bir tür etiketi yapıştırmak çok yanlış olur, her şarkı kendi içinde farklı türleri barındırıyor. Albümü dinlediğinizde demek istediğimi anlayacaksınız.

Oğuz ve Dağlar, albümün prodüktörlüğünü de kendileri üstlenmişler. Anlayacağınız, Back in Town organik ve tamamen kendilerine ait bir album. Back in Town’ın albüm olarak doğuş hikayesinin temeli ise; ikilinin uzun zamandır çalıp kaydettikleri şarkılarını tek seferde yayınlamak istemeleri olmuş. YouTube üzerinde Groovypedia, B!P Akustik videolarını bulabileceğiniz The Flabbies’in yine YouTube üzerinde yayınladıkları Gentrification, Rooftop Planet gibi teklileri de mevcut.

Albümdeki şarkılara değinmek gerekirse; Nosedive, albümün ilk parçası. Belki de isminden dolayı, bana çok sevdiğim dizi Black Mirror’ın 3.sezon ilk bölümünü anımsattı. Bahsettiğim bölümün genelinde pastel tonlu sahneler izlemiştik. Bu şarkı da sakinliğiyle gözümün önüne pastel renkleri getiriyor. Back in Town ise albüme adını vermiş olan parça ve bana kalırsa albüm hakkında genel olarak fikir sahibi olmak için kesinlikle dinlenmeli. Family Portrait, dinlerken yerimde duramadıklarımdan. Çizgi film müziği olsa eminim inanılmaz eğlenceli sahnelere eşlik ederdi. Keşke olsa! Yellow House ve Been Gone Too Long benim için şu aralar tam olarak ders çalışırken dinlemelik şarkılar. Birçoğumuzun vize döneminin başladığı şu günlerde, The Flabbies belki de farkında olmadan bize gerçekten keyifli masa başı şarkıları yapmış. Tabi sınavlar bitince hoparlörümüzü alıp Maçka Parkında çimlere uzanıp keyifle de dinleyeceğiz aynı parçaları. After All için çok bayıldığımı söyleyemeyeceğim ancak albüme renk kattığını düşünüyorum. Albümün son parçası Last, ilk dinlediğimde sanki “Albüm burada bitti, şimdilik biz kaçıyoruz ama çok daha iyisiyle geri geleceğiz!”i hissettirdi. Ben albümdeki tüm parçaları kendimce ufak tefek yorumladım ama Back in Town öyle bir albüm ki, her dinleyene farklı hissettirecektir, eminim.

The FlabbiesÇalışmalarına hız kesmeden devam eden ikilinin yepyeni 4 parçasının da yolda olduğu haberini aldık. Bambaşka tarzda ama yine kendi tavırları çerçevesinde olacağını düşündüğümüz parçalar için şimdiden sabırsızlanıyoruz.

The Flabbies’in ilk albümü Back in Town’a Spotify, YouTube ve iTunes üzerinden ulaşabilir, dinleyebilirsiniz.

The Flabbies’in sosyal medya adresleri ise:
instagram.com/theflabbies
facebook.com/theflabbies
youtube.com/c/UCggzQuNATm7O2DvIzbZpdCQ

 

Toplam
24
Paylaşım

Abone Ol

Son gelişmeleri e-bülten ile takip edin