Ankara Ayazı Gibi Grup! Al’York ile Biraz Sohbet, Biraz Rock’n Roll | Röportaj #13

Geçtiğimiz günlerde Ankara’nın ayaz gibi sert, aynı zamanda şarkılarıyla ve melodileriyle insanın içini ısıtan grubu Al’York ile buluştuk ve şahane bir röportaj gerçekleştirdik. Röportajın yanı sıra bu harika insanlarla en az onlar kadar harika sohbet ettik. Mükemmel güler yüzleriyle merak edilen soruları sıkılmadan yanıtladılar. Gelin şimdi biraz göz atalım.

Nasıl oldu bu Al’York? Nasıl bir araya geldi?

“Hepimiz aynı okulda okuyoruz ve bir gün bir okul konseri sonrası seyirciler dağıldıktan sonra bir araya geldik ve beraber çalmaya başladık, o an bundan sonrası için artık beraber müzik yapacağımızı anlamıştık. Sonrasında her zaman ilgimizi çeken en son 15 yıl önce Barış Manço’nun konser verdiği Seğmenler Parkı Amfi Tiyatro da konser vermeye karar verdik. O ilk konserimiz bizi birbirimize kenetledi.

Al’York isminin bir anlamı var mıdır peki?

“Sürekli bir arada çalıyorduk ve artık bir isme ihtiyacımız var bu böyle devam etmeli diye düşünmeye başladık.

“Bir arkadaşımızın fikriyle ’’Siz olduğunuz yeri olmak istediğiniz yer yapıyorsunuz’’ cümlesi üzerine Al’York fikri ortaya çıktı ve bizim için anlamı daha da büyümeye başladı. Hep bir arada çaldığımız bir stüdyomuz var ve orada kendi kurallarımızla kendi müziğimizi yapıyoruz. Bu durum bizi bir çatı altında topluyor ve neredeyse tüm günümüz beraber geçiyor. Bu şekilde isim daha da anlam kazanıyor ve bizi bir arada tutuyor.” (Al” ise Alp’in Al’si diyorlar 🙂

Ankaralı bir grupsunuz ve genelde Ankaralı gruplar müzikleriyle kendini hemen belli eder, sizin müziklerinizde de Ankara’nın etkisi var mı?

“Tabii ki var. Ankara’nın bize en büyük etkisi bizi bir araya getirmesi. Çok güzel bir arkadaş çevremiz var burada. Ankara’nın sokak kültürü de bizi en çok etkileyen etkenlerden.

Bizim gibi müzik yapan sevdiği işin peşini kovalayan çok büyük bir çete ruhu var Ankara’da. Bu da bizi daha özgür kılıyor ve olumlu yönde etkiliyor.”

Peki ne ya da neler değişti Al’ York sonrasında?

“Değişmekten ziyade daha çok geliştik.

Arkadaşlığımız gelişti, müziğimiz gelişti, yaptığımız EP’ler ve konserlerimiz, tecrübelerimize tecrübe kattı, Geliştikçe daha fazlasını daha iyisini yaratmaya çalışıyoruz. Birbirimize olan aidiyet ve koruma iç güdülerimiz arttı.”

Bildiğim kadarıyla grubunuzda, diğer grup ya da kişilere bakarak bir fark var. Bu da gruptaki herkesin vokal olması. Nereden esti bu durum bir yeden esinlenildi mi?

“Bu gerçekten bir şans. Grupta herkes şarkı söylüyor ve herkesin birbirinden farklı ses renkleri var bu da bizi biz yapan şeylerden oldu artık. Beraber söylemekten oldukça keyif alıyoruz.

Hatta bu yönümüzü daha da geliştirmek ve daha fazla beraber söylemek planlarımız arasında.”

Müziklerinizde Blues, Punk ve Rock’tan tutunda Hard Rock’a kadar uzanan bir tarz yelpazesi var. Bunun nedeni nedir?

“Her birimizin geçmişinde farklı müzik tarzlarına odaklanmasından kaynaklı bir renklilik oluşuyor tabi ki. Alp elektronik müzikle ilgileniyordu mesela, Renan punk ve metal müzikle ilgileniyordu, Gizem blues ve jazz müzik eğitimi alıyordu. Ediz country, eski 50’ler 60’lar rock’n roll müziğine yoğunlaşmıştı. Bir araya geldiğimizde ise hepsi birbirine işledi.”

Çok klasik bir soruyla devam edeceğim. Müzik yaparken birilerini örnek alıyor musunuz?

“Eskinin blues, punk ve rockn roll undan ilham alıyoruz Bir yandan da günümüzden Foo Fighters, Queens of The Stone Age,Jack White,The Kills gibi isimleri ekleyebiliriz. Daha çok isim var mutlaka fakat şimdi aklımıza gelmiyor.”

İnternet ortamında sizin hakkınızda çok fazla olumlu yorum var, olumsuz yorumlar yok denebilecek kadar az. Bu sizi nasıl etkiliyor?

“Yaptığımız iş beğeniliyorsa bu mutluluk verici fakat düşüncemiz bütün yorumlardan kendimizi soyutlamak aslında çünkü bu her zaman inandığımız şeyi yapmamıza yardımcı oluyor, biz olmak istediğimiz gibi, hissettiğimiz neyse öyle olmanın peşindeyiz. En güzeli doğru veya yanlış bildiğin yolu seçmektir, sonuna kadar ilerlemektir.”

Peki Redbull Warm Up desem?

“Kesinlikle çok keyifliydi bizim için, özellikle klip çekimini yaptığımız gün; River’ı defalarca canlı çalmak zorundaydık, ertesi gün de River’ın stüdyo kayıtlarını aldık bir nevi onun içinde prova gibiydi ve her seferinde inanılmaz keyif aldık çalmaktan. Hatta çekim aralardaki beş dakikalık boşluklarda birkaç güzel riff bulup birbirimize bakıp gülümsediğimiz anlar oluyordu.  Ekip çok güzeldi.”

Yaptığınız bestelere geçelim biraz. Tek bir kişiden mi çıkıyor besteler?

“Ortaya herhangi birimizden bir fikir çıktığı zaman hemen üzerine gidiyoruz. Bir riff bir anda bir şarkıya dönüşüyor ve üzerine sözler çıkıyor ya da tam tersi de olabiliyor bazı zamanlar ise bir fabrika gibi işleyebiliyor işler. Birileri sözleri yazıyor birileri vokal melodisi buluyor, sürekli değişiyor bu. Genelde her birimizin birçok yeni fikri oluyor. Biz de durmaksızın her birinin demosunu almaya kafa yoruyoruz. Hiçbir fikri kötü deyip bir kenara koymuyoruz. Birbirimizi ve kendimizi kısıtlamıyoruz asla.”

Yaptığınız bu güzel işte ve bu yolda hedefiniz nedir?

“Kesinlikle elimizden gelenin en iyisini yapmak ve enerjimizi sonuna kadar tüketmek. Bir sonra ki yapacağımız her hangi bir şeyi bir öncekine göre daha iyi yapmaya çalışıyoruz.

İlerlemek, hep daha iyisini yapmak hedefimiz. Durmak yok, zaten bizim boş zamana fazlasıyla alerjimiz var sürekli çalışmak, çalmak istiyoruz.”

al'york

Şimdiye kadar kat ettiğiniz yolu baz alırsak bu noktaya gelene kadar sıkıntı yaşadınız mı? Ne gibi sıkıntılar yaşadınız?

“Tabii ki her müzisyenin yaşayabileceği tarzda sıkıntılar yaşadık.

Konserler bizi besleyen en önemli şey ve çok fazla konser veriyorduk ve ekipmanımız yetersizdi birçok ücretsiz konserler verdik ve para kazanamadığımız için ekipmanlarımızı bir türlü yenileyemiyorduk özellikle yol parası bizim için çok büyük sıkıntıydı başlarda. Bir ara sadece yol paramızı karşılayın diyorduk ve o şekilde gidiyorduk konserlere.

Bu biraz Türkiye müzik piyasasıyla bağlantılı. Herkesin belli başlı kuralları ve ayırdığı bir bütçe var genellikle ilk hedef mekânın para kazanması yönünde oluyor. Gruplar fazlasıyla çaba sarf ediyor müziklerini tanıtmak için biraz da mekanların destek çıkması gerekli sonuçta bu karşılıklı birbirini besleyen bir süreç ne de olsa.

Mekanlar çok fazla maddi kayıp korkusu yaşıyorlar bu yüzden destek olamayabiliyorlar.”

Peki hiç “eeeh yeter be!” dediğini anlar oldu mu?

“Mutlaka öyle anlar oluyor ama bunları dile getirmek pek hoş olmaz. Biz bunları müziğimize yansıtıyoruz birbirimizle sorun yaşadığımız anlarda bile bunun normal olduğunu bilip yılmadan yaptığımız şeye odaklanıyoruz, dengeyi bu şekilde koruyoruz.”

al york - plastic jungle

Son ve kişisel olarak merak ettiğim, sormak istediğim bir soru var. Müzik dışında her birinizin ayrı ayrı yapmak istediği, hayalini kurduğu meslekler var mıydı?

Renan: “Benim dayım tiyatrocu, başlarda aklımın bir köşesinde tiyatro vardı hep, sanatın her dalına her zaman meraklıydım. Ancak bunlardan en ağır basanı hep müzik oldu ve bundan dolayı da çok şanslı hissediyorum.”

Gizem: “Aslında bir dövme dükkanım olsun isterdim (gülüyor ve şaka şaka diyor).. Lise yıllarında resim bölümü okuyacakken son anda müzik bölümü sınavına girmiş ve davul çalmaya başlamıştım. Müzikle uğraşmasaydım muhtemelen tasarımın herhangi bir alanıyla uğraşıyor olurdum. Ancak kendimi bildim bileli istediğim şey en başından beri çizmek ve müzikle ilgiliydi.”

Alp: “Benim mimari vardı aklımda hep, aslında hala var, mimari eğitimi almak istiyorum fakat mimarlık okumadığım için çok bir şey yapamayacağımı öğrendim. Ama hala uzaktan ilgileniyorum severek. Şimdi ise bu mimari merakı ile müziği birleştirmeyi planlıyorum.”

Ediz: “Ben küçükken pilot olmak istiyordum, sivil pilot.8 -9 yaşındaydım o zamanlar. Ve hatta 10 yaşımdayken eve bir uçuş simülatörü kurmuştum. Başından kalkmıyordum hiç şehirler arası uçuşlar planlıyordum. Daha sonra bu işin içine matematiğin girdiğini öğrenince bıraktım ve müzisyen olmak istedim ve şu anki hedefim iyi bir müzisyen olmak.”

Son olarak söylemek istediğiniz duyurmak istediğiniz bir şeyler var mıdır?

“Evet var, geçtiğimiz günlerde çok güzel, çok yakışıklı iki şarkı kaydettik ve önümüzde ki bir iki ay içinde yayınlamayı planlıyoruz bu şarkıları. Bunun dışında bol bol konserler olacak buradan herkesi davet ediyoruz konserlerimize. Bizi takip etmeye devam etsinler!”

– 12 Ekim Perşembe, 6:45 / ANKARA
– 13 Ekim Cuma, İz Performance / İZMİR
– 19 Ekim Perşembe, Zorlu PSM / İSTANBUL

 

Al’York grubuna tüm güler yüzleri sohbetleri ve sorulara sıkılmadan verdikleri cevaplar için teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

 

Toplam
29
Paylaşım

Abone Ol

Son gelişmeleri e-bülten ile takip edin