Şimdi okunuyor:
“Koskoca Deniz Var İçinde” Eda Baba’dan Bir Küçük Tebessüm

Eski Bando ve kendi coverlarıyla tanıdığımız Eda Baba’nın ilk albümü Bir Küçük Tebessüm, 15 Şubat’ta dijital platformlarda yerini aldı!

Bir Küçük Tebessüm çok değerli bir albüm çünkü albümdeki 6 şarkının sözleri ve müziği Eda Baba’ya ait. Severek dinlediğimiz derya deniz sesin sahibinin kalbinden geçenlerin, kelimelere dökülmesine, hayat bulmasına tanık oluyoruz yani. Albümdeki tüm şarkıların düzenlemesinde Fırat İkisivri imzası var. Sonbahar’ın söz ve müziği  Cem Adrian’a, Masa’nın söz ve müziği Üner Demir’e ait.

Eda Baba, şarkılarında ilmek ilmek işlemiş duygularını. Sesinin güzelliğini biliyorduk zaten, söz yazma konusundaki marifetini de görmüş olduk bu albüm sayesinde. Eski zamanların güzelliği var bu albümde. O dönmeyi çok istediğimiz güvenli kollara dönmüşüz gibi, evimizin yolları gibi… Aşinayız, mutluyuz.

  • Albüme Ezbere Biliyorum Seni’yle başlıyoruz. Resmen sevgi, mutluluk ve heyecan taşıyor şarkıdan. Aşkı naif sözlerle anlatan Eda Baba’nın sesi bir nehir gibi akıyor. Nakarattan sonra giren çellolarla da kendimizi albüme bırakıp şarkıların peşinde yolculuğumuza başlıyoruz.

         Haydi tut ellerimi, kuş kondur parmağıma

         Sıcacık çay koy, yar sevgime doy

         Evim sensin, de bana

  • Galata’ya gidiyoruz, Fosforlu Cevriye’nin sokaklarında kaybolmaya. Gün Geceye Varınca’yla aslanlar gibi teselli ediyoruz kendimizi. Aldığımız yaraları sarıyoruz, kalbimizi iyileştirmeye çalışıyoruz. En sonunda da ruhumuzda kalan izlerle yaşamaya devam ediyoruz. Bu şarkı tam olarak bir İstanbul şarkısı. Karışık, baş döndürücü ama kaotik değil. Bu uyumlu karmaşanın içinde kendimize yer edinip ilerliyoruz diğer şarkılara.

         Elem keder hepsi geçer, insan bazen kötüyü seçer

         Ama hissedip bu dersen, kaybetmek o zaman beter

  • Önceki şarkının meydan okuyucu  atmosferinden yorulup, ukulele eşliğinde, sakin bir tarlaya varıyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Bir nefes alıyoruz. Parmaklarımızın arasından geçen rüzgarı hissediyoruz, hafif hafif dans eden insan boyunda başakların arasındayız. Sonra Eda Baba’nın sesi geliyor kulağımıza. Üstümüzden geçen bir kırlangıç gibi usul usul dönmeye başlıyor.

         Bir küçük tebessüm yeter bana

         Çok sevme beni, güzel sev

Bir Küçük Tebessüm, beni gerçek anlamda kalbimden vurdu. Oldukça pozitif başlayan bir şarkının bu kadar yoğun bir etki bırakmasını hiç beklemiyordum. Özellikle şarkının devamında ud ve trompetin dahil olmasıyla hepten kolum kanadım kırıldı. Tüm bunlar için teşekkür ederiz Eda Baba. Şaka bir yana, albümün adının Bir Küçük Tebessüm olmasının da çok mantıklı olduğunu bu şarkıyı dinleyince anlıyoruz. Çünkü albümün geneli de bu parça gibi başta neşeli, hafif gibi gelse de ilerledikçe içerdiği derin hüznü hissetmeye başlıyoruz.

Yüzümü tut, gözyaşımı öp

Hayat bir masal kadar kısa

Neden hep meyil yasa?

  • Bir önceki şarkıda yeterince dağılmamışız gibi yolculuğumuza Kal N’olur’la devam ediyoruz. Bu sözlerin, bu duyguların ağırlığı altında yüreğim ezildi, gerçekten paramparça oldum. Şarkıdaki kemençe sesi o kadar güzel ki… Sabırla dert dinleyen bir arkadaş gibi, sözlerin ardından destek oluyor “Ben buradayım.” diyor.  Bu şarkıyla ilgili pek bir şey yazmayacağım, dinlediğinizde benim kelimelere dökemediğim her şeyi hissedeceksiniz zaten.

         Sokağa atsam kendimi, görürüm her köşede seni

         Kaçmak çözüm değil ki sürüklerken hayalini

  • Şarkıların kokusu olsaydı Her Dakika Bir Saat, tarçın, toprak ve yanan odun kokardı. Bitmekte olan kışa dair en güzel hisleri tekrar uyandıran bu şarkı, yaz öncesi son yağmurlu günleri taçlandırmamız için yapılmış gibi. Cama vuran yağmur damlalarını izlerken kokusu konusunda yazdıklarımı bir hatırlayın, bana hak vereceğinize inanıyorum.

         Kaybederim korkusuyla kaçırdık ya zamanı

         Verseler şimdi bir şans, her dakika bir saat

Şarkının yanı sıra klibi de hem kurgusu hem de hikayesiyle çok beğendim. Klipte bir çiftin ayrılması, kavgaları, en mutlu zamanları, flört dönemleri ve tatlı tanışma anlarına tanık oluyoruz. Stop motion yöntemiyle kurgulanmış bu klip için bir sürü güzel fotoğraf çekilmiş. Eda zaten klipte kullanılan fotoğrafların bir kısmını Instagram hesabından paylaşmıştı. Bir ara girip bakın, klipte tüketilen haddi hesabı olmayan çayları içmiş gibi, içiniz sımsıcak olacak.

Eda Baba – Her Dakika Bir Saat (Official Video)

  • Adeta yağmura övgü olan Her Dakika Bir Saat’in hemen ardından güneşi sevenler için Annem Derdi’yi ekleyivermiş Eda Baba.. Kendi güneşini ve çiçeklerini yanında getiren bu 3 dakika 37 saniyelik bahar teaserı, albümün en sevdiğim şarkılarından biri oldu. Sözler, kırmızı beyaz kare desenin hakim olduğu, fırınında sıcak bir kek olan mutfakta yazılmaya başlanmış da elma şekerli, hula hooplu bir sokak festivalinde tamamlanmış gibi. Bu cıvıl cıvıl şarkı, dinleyene anlık bir sevinçten daha fazlasını veriyor aslında. İzin verin, ruhunuza işlesin bu sözler. Annenizin size söylediklerini hatırlayın, kalbinizi dinleyin, içinizdeki sevgiyi büyütün ve çok mutlu olun.

         Annem derdi hatırla bunları, uzun ince bir yoldasın

         Anılar biriktir cebinde, yaşlanınca anlarsın

         Koskoca deniz var içinde, yüzmelisin özgürce

         İhtiyacın yok bir şeye inanırsan kendine

  • Albümde bir de cover parça var. Daha önce Cem Adrian’dan dinlediğimiz Sonbahar’ı bu sefer de Eda Baba’dan dinliyoruz. İtiraf ediyorum, albümün teaserını ilk dinlediğimde Sonbahar, şarkıların uyumu konusunda beni tereddüte düşürmüştü. Ama tüm albümü dinledikten sonra Sonbahar’ın sözlerinin Eda’nın yazdığı sözlere ne kadar benzediğini gördüm ve bu ön yargım da kırılmış oldu. Tüm albümle aynı ruhu taşıyan bu güzel şarkıyı iyi ki albümüne eklemiş, Eda Baba.

         Gördüğüm bir rüya olmalı

         Belki de belki de hiç uyandırmamalı

  • Ve diğer favori şarkım olan Masa’yla bu yolculuğun sonuna geliyoruz. Çok sevdiğim Akdeniz havasıyla bitiyor, Bir Küçük Tebessüm. Sanki İstanbul’da yaşadığı her şeyi en son Akdeniz’de bir sahil kasabasında, deniz kenarında bir masada bizlere anlatıyor, Eda. İçinde ne birikmişse ortalığa döküyor. En sonunda masa da dayanamıyor o ağırlığa. Çatal, bıçak, dert, tasa ne varsa üstünden atıyor. Şarkının sonundaki geri vokallere eşlik eden tabak, çatal, bıçak sesleri de şarkıya çok yakışmış. Gerçekten o masadaymışız gibi hissettiren bu detayla sanki bize “Albümü dinledin, dünyama dahil oldun.” diyor, Eda Baba.

         Masayı tutun sallanıyor, masayı tutun devriliyor

         Bu masanın kafası mı güzel, herkesi herkesleri üzüyor

Gözyaşları içinde, buruk bir gülümsemeyle, sinirle, kırılmış bir şekilde… Olabilecek her ruh haline bürünüp dinledim bu albümü. Eda, o nehir gibi, kelimeleri olduğu gibi yansıtan sesiyle içinden geçenleri çok güzel anlatmış. Çok sevdiğim birinden ayrılmış gibi hissediyorum. Gururuma yenildim, kendimi ayağa kaldırdım, yine düştüm, toparlandım. Bir albüme bu kadar duyguyu sığdırmak, hem de böylesi bir uyum içerisinde… Eda Baba’ya bu güzel albüm için çok teşekkür ediyoruz. Yolun açık, ruhun bir kuş gibi özgür olsun Eda.

 

Yorumları Görüntüle (0)

Cevapla

Mail adresiniz paylaşılmayacaktır.