Neo Beat: Kökler Filizleniyor

29 Krizi ve Büyük Buhran

büyük buhran

1929 yılında ABD’de başta New York olmak üzere önemli menkul borsalarının çökmesiyle birlikte başlayan, daha sonra sanayi, hizmet ve tarım sektörlerine de sıçrayarak çok derin etkilere sahip olan bu kriz 1930 yılından itibaren başta Avrupa olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Büyük çoğu sanayi ülkelerinde olmak üzere 50 milyondan fazla insanın işsiz kalmasına sebep olmuştur. Dünya üretiminin %40 , dünya ticaretinin de %70 azalmasına sebep olan bu krizin etkileri 2.Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar sürdüğünden, bu krize “Büyük Buhran” denilmiştir.

Jack London ve 29 Bunalımı

jack-london

Beat Kuşağı’nın en büyük ilham kaynaklarından biri şüphesiz Jack London’dır. Jack London’un hayatı yol maceralarıyla dolup taşar. Çağının en önemli yazarlarından olan London yol metaforunu kaleminin merkezine koyar.

Hobolar 

hobolar

29 Bunalımı dönemlerinde, demiryolu işçileri yeni işler bulabilmek için trenlere kaçak olarak bindiler ve Amerikayı baştan sona dolaştılar. O dönemde ekonomik küçülme yüzünden sadece küçük hasatlarda iş bulunabiliyordu ve karın tokluğuna çalışıyordu. Bu yüzden her hasat dönemi başka bir yere göçerek karınlarını doyurdular. Bu mevsimlik işçiler’in (Hobo) hikayeleri Beat Kuşağı’na esin kaynağı oldu. Bu yolculukların ilk örneklerini Jack London’da gördük.

Bu dönem Bob Dylan, The Doors, Beatles, Eddie Vader, Patti Smith, Jimmy Page ve daha nice müzisyene ilham olmuştur.

60’lı Yıllar

hippies 60s

60’lı yılların Londrası, yeraltı kültürün başkentiydi. Buradaki kültürün Beat çılgınlığı ile birleşmesi adeta bir devrim niteliğindeydi. Bu oluşan akımın temelinde onca yıldır süregelen öyküler, ızdıraplar ve başkaldırılar vardı. Londra’da oluşan bu yeni akımın getirdiği müzikal dönüşüm ABD’yi kısa sürede etkisi altına aldı. Beat Akımı’nın 60 yıllarda oluşturduğu temeller Beatles gibi gruplara ilham kaynağı oldu. Beatles isminin bu dönemde koyulmuş olması tesadüf değildir. Çünkü 60’lar yaşamın yeni ritminin (Beat) keşfiydi. Özellikle müzik,edebiyat ve sekste.. Beat Kuşağı’nın bilimsel özü olan Wilhelm Reich ve felsefî özü olan Zen Budizminden etkilenenler bir açıdan Hippilere de yakındılar. Yazar Jack Kerouac “Hippilerin ve Beatniklerin Kralı” olarak nitelendirilmiştir.

60’lı yılların ikinci yarısından itibaren on binlerce Avrupa ve Amerikalı genç, Doğu’ya doğru yola çıktılar. (Roger Waters da 17 yaşındayken bu yolculuğa çıkmıştır.) Hedef mistisizmin merkezi Hindistan’dı. Bu uzun ve gizemli rotada gerçekleşen yolculuk Beatlerin 40’larda ve 50’lerde yaptıkları yolculukların yeni bir rotayla üzerinden kitlesel bir tekrarıydı. Bu yolculukların çoğu araba ve otostopla tamamlanacaktı.. 60’lı yılların sanatta başlattığı deneysel etki, 80’li yıllarda mekanikleştirilmeye çalışılan piyasa altında etkisini kaybetti. Bu değişim Beat Kuşağı’nın pratikte etkisini kaybetmesi demekti.

 


 

Bazı Beat Yazarları

Jack Kerouac

Jack Kerouac

1922 Massachusetts doğumlu yazar, Beat akımının mihenk taşıdır. Yazdığı ”On The Road” adlı romanıyla akımın simgesi haline gelmiş, döneminin ve ondan sonrasının çoğu insanını derinden etkilemiştir.

Bob Dylan, “On the Road” hakkında “Hayatımı değiştirdi, tıpkı herkesin hayatını değiştirdiği gibi.” diye bahsetmiştir. Romanı 3 haftada, ara vermemek için birbirine birleştirdiği kağıtları rulo haline getirip yazdığı bilinir. “Şeridi daktiloya geçirdim ve yazdım; hatta paragraf da yok. Kağıt rulosunu yere açtığımda yol gibi görünüyor.” (Neal Cassady’e yazdığı bir mektubunda romanından böyle bahseder.)

Kitapları yayımlandığı dönemde Amerikan genç kuşağın el kitabı haline gelmiş, bir söylentiye göre İncil’den sonra en çok çalınan kitap olduğu gerekçesiyle kitapçılarda zulalarda saklanmıştır.

Kendi hakkında bahsettiği bir yazısında, “Bana sorarsanız, gerçek yaşam hiç durmadan dosdoğru denize gitmektir.” diye yaşamı tarif eden Jack, 1969 senesinin Ekim ayında alkole bağlı siroz hastalığı sebebiyle iç kanama yüzünden hayatını kaybetmiştir.

William S. Burroughs

William S. Burroughs

Müptezel, kendi deyimiyle ”Junky” diyebileceğimiz 1914 Missouri doğumlu uçuk yazar. 1951’deki Meksika gezisinde karısıyla beraber gerçekleştirdiği bir oyun sırasında karısını hedef olarak tutup kazayla vurmuştur. Eşcinsel eğilimleri ve hayatının sonuna kadar devam ettirdiği uyuşturucu-ilaç deneyimleri ile anılır. Jack Kerouac, Allen Ginsberg ve kendisi Beat Kuşağı’nın temelini oluşturan yazarlar olarak Amerikan edebiyatına damga vurmuşlardır.

”Old Bull Lee”, ”Heavy Metal Kid”, ”Punk’ın Büyükbabası” gibi isimler sevenleri tarafından verilmiş ünvanlardır. James Graham Ballard’a göre ll.Dünya Savaşı sonrası en önemli yazarı, Norman Mailer’e göre dehanın hükmettiği tek Amerikalı yazardır.

Kurt Cobain ile birlikte ”The Priest They Called Him”, R.E.M ile birlikte de ”Star Me Kitten’‘ isimli bir de şarkıları vardır. Bunun yanında da birçok alanda varlığından söz ettirmiştir.

”İnsan sadece vücudunda durmaya dayanamadığı için ölebilir.” diyen yaşlı kurt, 1997 senesinde hayatını kaybetmiştir.

Allen Ginsberg

Allen Ginsberg

1926 New Jersey doğumlu, akımın manifestosu olarak kabul gören ”Howl” şiirinin sahibi. Üniversite yıllarında tanıştığı Kerouac ve Burroughs ile Beat kuşağına yön vermiş Allen, o yıllarda bu grubun en toy ve yeni deneyimlere açık delikanlısıdır diyebiliriz. Bu tanışmanın ardından uyuşturucu, seks, eşcinsellik, alkol gibi yeni ve farklı denizlere yelken açan Allen, keşiflerine bu yönde devam eder.

”Howl And Other Poems” adlı şiir kitabı tabulara karşı atılmış yıkıcı bir tekmedir adeta. Gay olan Allen, şiirlerinde buna genişçe yer vermiş, ilişkilerini, aşklarını, tutkularını, hazlarını şiirlerine eli titremeden işlemiştir. Politik tavrı kitleleri yönlendirmede etkili olmuş ve birçok politik, marjinal harekette aktif olarak bulunmuştur.

Bob Dylan “Dayanabildiğim az sayıda edebiyatçıdan biri.” diye bahseder Ginsberg’den. Ayrıca Dylan’ın ”Subterranean Homesick Blues” adlı video klibinde ve ”Renaldo And Clara” adlı filminde görebiliriz Allen’ı. Bunun yanı sıra The Clash grubunun ”Combat Rock” isimli albümünde müzik yapmış ve beraber sahneye çıkmış, Sonic Youth ise ”Hits of Sunshine” adlı parçayı kendisine adamıştır. Can Yücel için yazdığı ”Can Yücel” isimli bir şiiri de vardır. Ginsberg, 1977 senesi Nisan ayında karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.

1990’da Can Yücel ile Allen Ginsberg Kumkapı’da buluşmuşlar ve rakı masasına oturmuşlar. Bu buluşmada birbirlerine birer şiir yazmışlar. 

Can Yücel
Aynalar insan değil

Aynalar insan
Hem de ikisi
Hem insan hem ayna
İster Manhattan’ın doğu yakasında
İster boğaz şehrinin Kumkapı’sında
Herkes yalanları söyler
Doğruları söyleyerek
Yeni rakı masasındaki sarhoş ağızlar bile

Allen Ginsberg (19.6.1990)

Richard Brautigan

Richard Brautigan

 

“O kadar güzelsin ki yağmur başladı”

1935 Washington doğumlu doğa adamı, kırılgan ve son derece hassas Brautigan da Beat Kuşağının sahil yakasındandır. Zor bir çocukluk döneminde hırpalanan Brautigan eserlerinde ufak da olsa bunlara yer verirdi.

Brautigan basit bir dilin ve hissin aksine yapıtlarında bahsettiklerini o kadar ince işlemiştir ki gerçekten de okurken zekası ve duygusu karşısında secde etmemek elde değildir. Etrafında olup bitenler, kayıtsızlık ve naif yapısı onu zamanla yalnızlığa itmiş ve depresif bir psikolojiye bürünmesine sebep olmuştur.

Karısı ve çocuğuyla birlikte çıktığı karavan seyahatlerinde daha da şekillenen doğaya duyduğu hayranlık, yalnızlık ve gizem gibi konular yazılarını oluşturan ana temalar olmuştur.

1985’te ufak bir balıkçı kasabası olan Bolinas’a yerleşir. İyiden iyiye alkole kendini kaptıran Brautigan’ın ince ruhu düşündüğü ve şahit olduğu gerçeklerle daha sessiz, melankolik, depresif bir hal almaya başlamıştır. Etrafındakilerle ”ava çıkıyorum.” diye vedalaştıktan sonra gözden kaybolan Brautigan, belli bir süre sonra arkadaşlarının eve girmesiyle yanında bir şişe viski ve tabancayla ölü olarak bulunur.

 

Neal Cassady

Neal Cassady

Beat Kuşağının idolü, modeli. Allen Ginsberg’in deyimiyle ”Denver’ın Adonisi”, Jack Kerouac’ın yol arkadaşı ve yer altından beat kuşağına, LSD junklarından, hippielere çoğu yazarı ve kişiyi etkilemiş, kıyısından köşesinden hepsinin hayatına dokunmuş ”Büyük Serseri”.

1926 Utah doğumlu Neal hayatı boyunca ”The First Third (Üçün Biri)” isimli gençlik yıllarını, sıradışı hikayesini, kendi yolunu, arayıp bulamadığını ve neyi aradığını dahi bilmediğini anlattığı tek otobiyografik kitabı yazmıştır fakat çoğu Beat yazarını aşırı sorumsuz bir kişilik olmasına rağmen çevresine toplamış, ilham kaynağı olmuştur. Beat Kuşağının İncil’i olarak sayılan ”On The Road”un baş kahramanıdır.

Kısa bir yazısında harekete karşı duyduğu heyecanı ve tükenişini şu şekilde döker kağıda;

”Ardımda hamile bir sevgilim olsaydı yine düşerdim yola, ama kafamda bu kadar acı varken kıpırdayamıyorum bile. Ardımda mutlu bir an bıraksaydım yine düşerdim yola, ama içimde bunca kirli yalnızlık varken kıpırdayamıyorum bile. Ardımda bir ceset bırakabilecek olsaydım yine düşerdim yola, ama kendi cesedimi taşıyorken kıpırdayamıyorum bile. Bir bira söyle de susalım biraz, ki azıcık da gece konuşsun.”

Kısa hayatına binlerce insan ve hikaye sığdıran Neal, Meksika’da matiz kafayla yürüyüşe çıktığı tren raylarının üzerinde komada bulunur ve ertesi gün hayatını kaybeder. Yol arkadaşı Kerouac’ın da ondan bir sene sonra hayatını kaybetmesi beraber gidecekleri yeni bir yolculuk için manidar bir dokunuş olsa gerek.

 

Kaynakça:

bireyselyatirimci.com
beatkusagi.org
feelozof.wordpress.com
onedio.com
wikipedia.com

 

Toplam
4
Paylaşım

Abone Ol

Son gelişmeleri e-bülten ile takip edin